Powered by Blogger.

Nükleere Hayır!


Mersin’in ardından Sinop’un da ölüm fermanı geçen hafta onaylandı. 




"Sinop’ta Türkiye’nin ikinci nükleer santralinin yapımını öngören anlaşma, sabaha karşı TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı." Alışkanlıklarımız arasında sabaha karşı meclisten yasa geçirmek var zaten.

Halkın tüm itirazlarına rağmen!

Üstelik bu tarihi hata, ülkede tam bir gün boyunca yaşanan elektrik krizinden sonraki gün gerçekleşti. “Nükleer santralimiz olsaydı elektrik kesilmezdi”söylemini baz alarak elektrik kesintisini altyapı eksikliğiymiş gibi göstermek hiç şüphesiz sadece iktidarın kullanabileceği bir argüman olabilir. 

Aramızdan kaç elektrik mühendisi böylesine gerzek bir durumun gerçekten arıza olabileceğine inandı aceba?

Nükleer santral bir tercih meselesidir, siyasi bir karardır. Ancak sonuçları toplumu ilgilendirir!



Japonlar Fukushima'dan sonra riskli ve denenmemiş projeleri gelişmekte olan, güvenlik kültürü olmayan ülkelere ithal ederek piyasadaki yerini koruma gayretinde. Gerek Rusların Mersin'de yapacağı VVER-1200 model reaktör, gerekse Japonların Sinop'a yapacağı Atmea-1 model reaktör dünyada denenmedi, hiç bir yerde kullanılmadı. İlk defa Türkiye'de denenecek. Atmea-1'in ana güvenlik özellikleri onaylandı fakat sonra Fransa Nükleer Güvenlik Otoritesi bu onaylamanın sadece pratik açıdan güvenilir olduğunu ve geniş kapsamlı teknik inceleme barındırmadığını kaydetti. Bugüne dek hiçbir ülkede bu reaktörün kabul görmemiş olmasının nedeni de bu.

Nükleer enerji yeterince büyük riskler taşırken, hiç denenmemiş bir reaktör riski daha da katlamıyor mu?

Her şeyden önemlisi Türkiye, pazar bulamayan nükleer endüstrisinin deneme tahtası mı?

Yılda 350 gün, güneşli güne sahip bir ülke olarak çözümü Nükleer Santralde arayan zihniyet geleceğimizi tehlike altına atıyor.Nükleer santrallere karşı çözüm; YENİLENEBİLİR ENERJİ !

Sizi bilmem ama ben çocuğumun yediklerinde GDO olmasın, kullandıklarında BPA olmasın, kremlerinde Paraben olmasın diye yırtınırken, gereksiz kimyasal almasın diye markette elli saat içerik okurken, markete gitmeden önce elli saat kimyasal araştırırken buna izin veremem. Vicdanım hiç birinizin çocuğunun böyle bir tehlike altında yaşamasına el vermez. 

Umarım sesini çıkarmayan herkes çocuğunun başına geleceklerden kendinin de sorumlu olduğunun farkındadır. Nükleer santralleri yaptıranlar kadar, karşı çıkmayanların da suçlu olacağını unutmayın.

  

Bu çocukları unutmayın!



Burnunuzun dibindeki bu katliama dur deyin. Çok geç olmadan...








2 comments