Powered by Blogger.

Arkanı dön ve çık!

Sevgili Blogum, seni bir günlük olarak kullanmadığım kalmıştı. Al hayırlı olsun. Artık sen benim günlüğümsün.

Bu sabah işe gitmek için evden çıktım, arabama atladım ve yine kuskunç trafiğin kollarına bıraktım kendimi. Deli trafiğe ve yine kuskunç sürüş stilinize alıştım artık elbet. Fakat kuralların eksikliği ve insan hayatının önemsizliği hala beni şaşırtabiliyor. Hepi topu 15 dakikalık yolculuğum süresinde, 3 dolmuşçu tarafından sıkıştırıldım, bir dolmuşla kırmızı
ışığı beklemek istemediğinden karşı yola geçtiği için burun buruna geldim. Kağıtçı çocuklardan 4 tanesi önüme atladı, ezmemek için yandaki arabanın önüne kırdım. Pardon dememe rağmen anneme küfür etmekten geri kalmadı. Yayaya yanan yeşilde karşıdan karşıya geçtiği ve trafiği aksattığı için elinden tuttuğu çocuğuyla giden kadına korna çaldılar deli gibi. Güç bela vardığım ofisin önüne aracımı park ettim. Kaldırıma adımımı atmamla beraber, dükkanın önündeki yolun kamu alanı olmadığını anlayamayan kaskafalı balıkçıyla kavga ettim.

Hayır kötü bir gün geçirmiyorum. Bu gayet her sabahki rutinim. Allahtan ofise geldiğimde mis gibi bir çay demlenmiş oluyor ya da kahve makinasından cip cip damlayan kahvenin kokusu geliyor. Bi sakinliyorum. Burası güvenli alan. Burda güvendeyim. Ofis en üst katta, arada terasa çıkıp aşağı bakıyorum "Sizi rezil mahluklar!" Büyükleniyorum yüksekteyken!

Neyime büyüklecem be! Sizden daha da rezil olan benim. Farkında değil miyim sanıyosunuz!

Ama yine çok gıcıklandım memlekete. Dün koştur koştur öğle arası bir işimi halletmeye gittim. Arabayı koyacak yer bulamadım. Çünkü bazı koca göbeğini arabasına zor tıkıştıran amcanın Mercedes'i iki otoparklık yer hakediyordu! Çünkü o bir Mercedes! Bir gün Fiko'ya aynı sızlanmayı yapıp, bunun ne kadar düşüncesiz, mal, öküzce ve ilkel bir davranış olduğundan bahsederken, yan otoparklardaki araçların kapıları tam açıldığında arabalarını çizmesin diye mesafe bırakmak için böyle park ettiklerini söyledi! Ben sadece içimden küfür ettim, dışardan etmeye terbiyem el vermiyor. Aslında belki etmek lazım. Tamam kabul ediyorum, etrafta kimse yoksa böyle yapan arabaların alarmlarını öttürene kadar tekerlerine tekme atıyorum.

Evet yine çok gıcıklandım! Ve gücendim. Tabi size ne bundan!

Evet AKP bu seçimlerde çok oy kaybetti. Tek parti olayını bitirdik. Peki hala en çok oyu onların almalarına ne demeli? Bunlara oy veren kadın kısmına? Kadınlara bütün yaptıklarından sonra hala kadınlardan oy almalarına? Karısını bir cinnet anında 386 parçaya bölen adama verilen 3 yıl hapis cezasına? Sokakta gülmemizin ayıp olmasına? Hamile kalmamızın ayıp olmasına? Hem 3 çocuk isteyip hem çalışan annenin azına sıçma konusunda elinde bayrakla koşan bu adamlara oy veren kadınlara gıcıklanmayım mı ben şimdi?

Evet halen gelişmek olan bir ülkede yaşadığımın farkındayım. Ve ne yazıkki bir çok 'Türk'ün bunun farkında olmadığınında farkındayım. Ne anlama geldiğini bile anladıklarını sanmıyorum. Evet bazı konularda gayet ilericiyiz, yol yapımı gibi mesela! Ama ben çoğu zaman kendimi 1960larda yaşıyor sanıyorum. Kaldırım varken yoldan yürümek ne saçma mesela! Yollarda yürürken yere tüküren takım elbiseli adamlar görüyorum. İzmaritelerini fırt yere fırlatıveren. İzmaritten de geçtim, elinde artık ne varsa. Apartman çöplerinin sokak kenarlarına yığılmış olduğu yollardan geçiyorum akşam eve giderken. Çevre temizliğini belediyeden beklemektense, çöpleri yere atmasanız mesela! Tabi ama belediyemizin bizlere çöp bidonları vermesi gerekiyor önce!!!

Gıcığım çünkü damarlarınızdaki kanın asil olduğunu söylenip büyükleniyosunuz ya hep, diğer milletlerin damarlarında çiş dolaştığını falan mı düşünüyosunuz kuzum siz? Ne içiyosanız bana da verin Allah aşkına!

Daha da pratiği var aslında. Biriniz kapının ne tarafta olduğunu gösterebilir mi? Arkanı dön ve çık deyin yeterli. Arkamdan siktir git demek yok ama. Sonuçta baya sağlam bir vergi ödedim sevgili Devletinize!




No comments