Powered by Blogger.

Ordu Gezisi ve Tatları


Ne de şirin, ne de güzel bir sahil şehrimiz imiş kendisi! Aman yarabbi sana geliyorum!


Yemyeşil tepelerinin denizle birleştiği büyüleyici noktada, küçük, küçücük içi dolu turşucuk diye anlatmışlardı bize. Yalanmış efenim. Gayette kocaman bir şehirmiş. Aradan pıtır pıtır boy gösteren fındık bahçeleri, bahçelerin arasından görünen güzel denizi ile cennetin dünyada var olabileceğini düşündürdü.

Boztepe'ye tırmanırken tırstık biraz evet. Tepeye çıkıp içen sarhoş gençlerin, bu dolambaçlı yollardan aşağı yuvarlanmadan nasıl indiklerini sorguladık. Lakin o meşakkatli yolculuk sonrası tepeye vardığımızda dibimiz bildiğin yere düştü. O ne güzel bir manzaradır!



Ordu'da bir kamp adeti söz konusu efenim. Yazları şehir halkı deniz kenarında ki kamplara çadır atarlar. Yaz bitene kadar bu çadırlarda yaşanır. İşe güce buradan gidilir gelinir. Gelinir gelinmez denize girilir, serinlenir. Sanırım yayla kültürünün post modern bir halidir bu. Muhteşem keyifli yaz akşamlarının ana nedenidir.

Şu noktada hemen değinmek isterim ki Ordu'nun insanı havasından mı suyundan mı bilemem bir başka güzelmiş yahu. Deniz insanının sahip olduğu rahatlığın on katı yükseklikte bir neşeye sahipler.



Bir o kadar da kıskandım yalnız, onu da söylemeden edemiyeceğim. Böyle denize nazır eğlenceleri, kamp ateşleri, beach volleyball'ları falan, şu kurak memleketteki aciz hayatı düşünüp, ne boktan şeylerle mutlu olmaya çalıştığımızı görünce hasetimden çatır çatır çatladım vallahi.



Mutfakları da ayrı bir güzel tabi. Pide muhteşem. Hayatımda yaptığım en güzel kahvaltılardan biri burada, yediğim en güzel balık yine burada idi. Efenim yolunuz düşer ise çarşı içerisinde belediye binasının hemen arkasında ki Derin Balık Lokantası'na mutlaka gidiniz ve levrek buğulamalarının tadına bakınız. Özel sosuna ekmeğinizi bandırmayı da unutmayın sakın. Balığın peşinden ikram edilen çay ile küçük küçük mini helvanızı da afiyetle yerseniz mideniz mutluluktan şarkılar türküler söylemeye başlayacaktır.


Ordu'nun ve Karadeniz'in ve benim vazgeçilmezlerimizden bir diğeri ise turşu kavurmasıdır. Uğruna zamanında şiir yazmışlığım bile var. Dünyanın en muhteşem lezzetlerinden biridir. Küçükken laz komşularımız vardı bizim. Fasülye turşusundan yaparlardı kavurmayı. Haşlanmış patates konurdu içine, soğan ve salça ile kavrulurdu. Annem komşuya sırf bunun için gidelim diye ağladığımı keşfettiğinde kendi yapmaya başladı. Daha sonra salatalık turşusu ilen yapılanı keşfettim. Niye kimse bana salatalık turşusu ile yapılanın da bir o kadar muhteşem olduğunu. Bu Karadenizliler ağızlarının tadını biliyorlar efendim. Bolaman'da denizin hemen dibinde pideciler var efendim. Aynı zamanda burada kahvaltı da yapabilirsiniz. Hava müsaitse ayaklarınızı suya bile sokabilirsiniz kahvaltı yaparken. Pidenizin yanına mutlaka turşu kavurması söyleyin.



Bir diğer nadide tat ise Denizciler Dondurma Salonu'nun sade dondurmasıdır. Üç kuşaktır babadan oğula geçen bu salon çarşı içerisinde yer almaktadır. Sade dondurmanın rengi her ne kadar karamelimsi olsada, tadı bildiğiniz sade dondurmadan çok çok daha üstündür. Bu karamelimsi renk sütün fazla pişmesinden kaynaklanmakta. Öyle bu nasıl sade dondurma diye bakmayınız. Diğer dondurmaları da muhteşemdir. Karadut-çikolata ikilisi de denenmelidir.


Kocamaaannn bir tost! En minicik bir eleştrim bile yok. Kocaman bir tost ekmeğinin içinde ilginç sucukumsu (dövme sucuk), bol baharatlı bir harç. Harcın kavalyesi kaşar. Yemede yanında yat. Ufuk gazozu Ordu'nun gazozu. Evet güzel, ama bir Niğde gazozu değil. Tostun yanında turşu kavurması olmalı. Zaten bence herşeyin yanında turşu kavurması olmalı.

Ordu'nun muazzam, kocaman, upuzun tüneli de dikkatimi çekmedi. Ben deyim meslek alışkanlığı, siz deyin zevzeklik. Böylesine düzgün bir tünel aydınlatmasını şu memlekette hiç görmedim. Takıntılı bir mühendis olarak bir şeylerin düzgün yapılmasını görmek gerçekten çok sevindirici.

Ünye, Fatsa ve Beyazkum gönüllerimizin şenlenmesi, mutlaka görülmesi gereken mekanların arasındadır.


Yason burnu Ordu'ya eski Perşembe yolu üzerinden yarım saat kadar uzaklıkta. Gün batımının en güzel görünebileceği yerlerden biri. Antik Troya'da meşhur kayıp altın postın kaybolduğu yer olarak biliniyor burası. Bu burunda yer alan kilise Ortodoksların en önemli 150 kiliselerinden birisi. Yemyeşil bir burnun tam ucunda, masmavi denizi seyretmekte kendisi asırlardır. öyle oracıkta bizde keşke asırlarca seyredebilseydik Karadeniz'i.


Ordu'dan dönerken, Havza'ya gelmeden yol üzerinde Çakallı'da bir dünya menemenci var. Orada menemen yemeyi sakın unutmayın, bak vallahi pişman olursunuz.

Önümüzde ki yaz hep beraber çadır atmak üzere :)

No comments