Powered by Blogger.

Bir Dinozorun Gezileri


Muhteşem! En azından benim için öyleydi. Mütemadiyen bir aşerme durumum var benim dostlar. Sürekli aklıma yiyecekler, içecekler takılır. Gözümün önünde sürekli muhteşem tabaklar uçuşur.Tabaktakileri yiyene kadar aklımdan çıkmaz. Şu hayatta en sevdiğim şeylerden biri yemek yapmak, bir diğer sevdiğim şey yemek tarifi bakmak, daha da sevdiğim başka bir şey ise yemek yemek.

Bu güzel dinazorla büyük bir empati yaşadım. Kitapta sürekli yediği şeylerden bahsediyor ve böyle bir kitabı okumak benim gibi insanlar için müthiş bir zevk!

Samimi uslubuyla, küçük mutluluklarıyla bi solukta okunan bir kitap. Bu gezilerde hem Mina Urgan'ı yakından tanıyabiliyorsunuz, hem de gezdiği yerleri sizde geziyorsunuz.

Küçük mutluluklarınızı daha kolay görebiliyorsunuz.

Size iyi okumalar!



"Bunca felâket, bunca zulüm, bunca haksızlıkla dolu bir dünyada köpekler gibi mutsuz 
olmanın kolaylığını bildiğim için, mutsuzluklarıyla övünenlere fena halde bozulurum. Mutsuz 
olmak bir marifet değildir. Çektiğin acıları gözler önüne sermemek, büyük kişisel mutlulukların 
peşinden koşmak ayıbından vazgeçip, küçük mutluluklara sığınmak, onlarla yetinmektir asıl 
marifet."

"Büfeli yemek verenler beni çağırmamaya başladılar. Çok da hakları vardı. Çünkü ‘tabakları elimde tutarak, öyle ayakta yiyemem ben’ derdim ve büfeye bir iskemle çekip oturur, masadaki yemeklerin neredeyse yarısını bitiriverirdim."

"Ege denizinden Akdeniz’e geçtiğimizi, haritalardan değil, suyun renginin değişmesinden; çok koyu, nerdeyse lacivert diyebileceğimiz bir maviye dönüşmesinden anlardım."

"Geçmiş için hayıflanmak, ‘şunu neden yapamadım, bunu neden yapamadım’ diye ah vah etmek hiç huyum değildir. Ama şunu söylemeliyim ki, kırk yaşındayken Cambridge’i ilk gördüğümde, ‘yirmi yaşındayken neden burada okuyamadım’ diye fena halde ah vah ettim."

No comments