Powered by Blogger.

Mükemmeliyetsizlik


Merhaba!

Bu bir iç dökme yazısıdır!

Ben ne mükemmel bir anneyim ne de bir ideal anne. Öyle bir derdim de pek yok aslında. Sorsanız çok şey biliyorum. Dehşet! Sürekli öğreniyorum, okuyorum, araştırıyorum. İçimden bir diyetisyen, bir pedagog, belki bir de aşçı çıkar. O kadar! (Alınmayın, elbette çıkmaz) Fakat uygulamaya gelince işin farklı boyutları çıkıyor ortaya.



Öncelikle ben çalışan bir anneyim ve bu sevgili Bıdıkovski'mi toplasan haftada 2 gün görmem demek. Evet bunu böyle söyleyerek durumu daha da dramatize etmekten acayip bir haz alıyorum dostlar. Doğum izni bittikten sonra bir çok nedenden dolayı işe dönme kararı aldım. Yok, zaten o baştan belliydi, evde olma gibi bir alternatifim ta en başından yoktu. Bu zaten olaya -10 puanla başlamak demek. Fakat bu demek değilki vicdan muhasebesi arasında kendimi kaybetmeliyim, mutsuz olmalıyım. 

Her şeye, bütün olumsuzluklara rağmen mutlu olacak bir şeyler bulmamız gerekiyor. Arada bir durup nefes almamız gerekiyor, tempo düşürmemiz. Bazen işe giderken en sevdiğim şarkıyı açıp arabayı normalden yavaş sürüyorum, yol uzasın diye. Çünkü bana ait olan tek zaman dilimi bu. Bıdıkovski bir şey için kendini yerlere atıp tepinirken, onu öylece bırakıp içeri gidiyorum, çünkü şu hayatta gerçekten sinir olduğum şeylerden birisi böyle vızıldak şımarık çocuklar. Kızımı babasına bırakıp arkadaşlarımla dışarı çıkıyorum zaman zaman, ve çılgın bir endişe hissetmiyorum. Hatta gözüm sürekli başka tarafta olmadan arkadaşlarımın yüzüne bakıp konuşabileceğim için mutlu oluyorum.


Bebeğime hala kendi kendine uyumayı öğretemedim. Hatta bazen kafayı göğsümüze gömüp beni ya da babasını yatak olarak kullanıyor. Belkide işime gelmiyor, belki de onunda yumuş yumuş uyumayı seviyorum. Belkide her şeyin kuralları olması gerekmiyor. Bütün bu kurallar beni yıpratmaktan başka ne işe yarıyor Allah aşkına! Yanlış birşey yapar mıyım tedirginliğiyle anneliğimi doya doya yaşayamayacaksam, yemişim kuralları. (Tek kural var, emniyet kemeri! Bir de söylemiştim vızıldayan çocuklara çok gıcığım. Ona bir el atmak lazım.)

Ha bu arada hiç bir literatürde mükemmel anne şudur yazmıyor canlar. Ben olabildiğim kadar anneyim. Her insan, her bebek, hatta bir annenin iki bebeği bile bu kadar farklı olabilirken, anneleri nası bir stereotipe oturtabiliriz ki! Hepimiz dünyaya bu kadar farklı yerlerden bakarken... Kendimi yüz bin parçaya bölsem de elde olan bu. Bıdıkovski'mle gülüyorum, eğleniyorum, bazen ona sinirleniyorum, sonra sakinliyorum. Tek derdim, Bıdıkovski için olabildiğim kadar iyi bir anne olup, mutlu bir bebek yetiştirirken mutlu olabilmek. 

Mutlulukla kalın!






No comments