Powered by Blogger.

South 101 - Başlangıç


Yüz yıldır yazamadığım bu yazıyı sonunda yazabilmeye başlamış olmak ne büyük mutluluk! Fakat çooookkk uzun oldu. Dolayısıyla, yeni yazı dizime hoş geldiniz!

Temmuz-Ağustos 2016'da tüm west coast'ı baştan aşağı tıngır mıngır gezdik. Üstelik 2 yaşında bir Bıdıkovski ile!



Tabi yola çıkıp, kendimizi uçağa atana kadar sürekli bir aksilik olacak panikleri yaşandı. Çünkü uçuştan bir kaç gün evvel 15 Temmuz'du ve peşi sıra bir sürü sefer iptal oldu, ülke giriş çıkışları yasaklandı. Bir yandan o uzun yolculukta neler olacak panikleri. Ben gerildikçe Bıdıkovski'de gerilecek, rahat ol rahat ol telkinleri. Bundan önce bir kaç defa alışmış olması için uçağa bindi tabi. Ama hep bir saati geçmeyen yurtiçi seyahatler.

Ankara'dan İstanbula uçtuk akşam üzeri. Plan İstanbul'da arkadaşlarımızda kalıp sabaha karşı çıkmaktı yolculuğa. Böylece Bıdıkovski de uyuyup dinlenmiş olacaktı. Gel gör ki pek öyle olmadı. Uyumadı. Sabah 5e kadar uyumadı. Ama nası bi melek çocuk, ben eyvah bu uzun uçuşta başıma neler gelecek diye kendi içimde koca yusuflanmalar yaşarken, kendi kendine takıldı havaalanında. Bir o tarafa bir bu tarafa koşturdu durdu. Ama ağlamadı, bağırmadı, isyan etmedi. Belli ki o da mutluydu tatile çıkıyor olmaktan.


Mesafeden dolayı Seattle'a Türkiye'den direk uçuş yok. Biz Paris'te aktarma yaparak yolun ikinci yarısını daha uzun uçmayı tercih ettik. Kendimce herşeyi planlamış, uçuşu Bıdıkovski'nin uyku saatlerine göre ayarlamıştım. İstanbul'da uçağa binmeden yarım saat evvel uyuyunca, uçağa bindiğimizi farketmedi bile. Paris'e inmeden kısa bir süre sonra uyandı.

Seattle'a kadar neredeyse tamamen arızasız bir yolculuk geçirdik. Yola çıkmadan uzun planlamalar sonrası sırt çantama tamamen onun için tıkıştırdığım, oyuncakların, oyun hamurlarının, kitapların, en sevdiği atıştırmalıkların ve tabiki ipad'e yüklediğim yeni çizgifilmlerin de etkisi oldu tabi. Hah evet! Bu postun asıl amacı buydu sanırım. Uzun yolculuklarda çocuklar nasıl rahat ettirilir, eğlendirilir. Evet.

Uzun yolculukların can kurtaranları:

- Emzik, biberon, mama. Artık size ne uyuyorsa. Tam bu yolculuğa yakın tarihlerde kakaolu süt sevgisini keşfetmişti Bıdıkovski. Sırf o pipetleri çıkarıp, paketi açmak ve ilk yudumların keyfi nerden baksan size 7 dakika sessizlik kazandırır.
- Kuru meyvegiller, çiğ fındık fıstıkgiller
- Meyve dilimleri
- En sevdiği oyuncaklardan bir kuple. Bu upuzun yolculuğa damgasını vuran Niloya oldu.
- Hikaye kitapları
- Boya kalemleri
- Çıkartmalar
- Oyun Hamuru
- ve tabiki hayatımızda hiç olmadığı kadar çizgi film!

Tüm bunların arasına kendime de bir kalın sweat koymayı akıl etseydim harika olurdu. Hiç bir uçak yolcuğunda bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum.



Bir de tabiki deniz aşırı seyahatlerde jetlag olayımız var. Koca insanlar olan bizlerin bile ağzına tüküren bu durumla çocuklar nasıl başa çıkar. Bir sürü jetlag hesaplayıcıları felan var aslında hava yolu şirketlerinin. Evet herşeyi tek tek hesapladım. Şu saatte uyur bu saatte uyanır şu zaman yemek yerse şöyle olur diye. Sonra noldu? Hayat bana tekrardan sürekli hesaplar kitaplar yapmamın ne kadar saçma olduğunu hatırlattı. Ne hatırlatması bildiğin suratıma şıllaaakkkk diye vurdu tokadı. Bıdıkovski planlanan saatte uyumadı.

Tamam, peki. Teori şöyle: Jet-lag'e yakalanmamak için çare bir süre öncesinden biyolojik saatinizi gideceğiniz yerin saatine göre kaydırmak. Yanı uyku ve yemek saatlerinizi yavaş yavaş kaydırarak çaktırmadan vücudunuzu adapte edeceksiniz. Artık ne kadar başarabilirseniz. Minik bebeklerde pek böyle çılgın bi jetlag durumu yaşanmamakla birlikte, ergen bebekler daha zor adapte olabiliyor. Yapacak bir şey yok, sakin olun adapte olana kadar. Gece uyanınca süt verin, emzik verin, meme verin. Pışpışlayın. Kitap okuyun, ninni söyleyin. Tamamen kalkmasına müsade etmeyin. Amaç sakin aktivitelerle tekrar uykuya geçmesini sağlamak (yani inşallah).

Tabi bu böyle olmadı. Seattle'a sabah 10 gibi indik. Soyunduk dökündük, dolaştık, bir şeyler yedik derken, Bıdıkovski saat 17.00 gibi oturduğu yerde sızdı. Öğle uykusunu da atlamıştı. Tüm çabalarıma rağmen uyanmadı. Gece 1 gibi uyandı. Süt içip uyumaya devam etti ve sabah 6.30 da güne merhaba dedi. Jet-lag olayı onun içip tamamdı.

Seattle yazısında görüşmek üzere!










No comments